Hastanızı yeni bir diyaliz merkezine götürdünüz. Yanınızda önceki merkezden aldığınız epikriz var. Hekim belgeyi okuyor ve tedaviyi orada yazdığı gibi başlatıyor. Siz ise farklı bir şey bekliyordunuz. Belki daha fazla su çekilmesini, belki başka bir ilacın verilmesini, belki de başka bir hastanede gördüğünüz bir tedavinin uygulanmasını. Hekim bunu yapmayınca “hastamla ilgilenmiyor” diye düşünebilirsiniz. Bu yazıda o anda hekimin neden böyle davrandığını anlatmak istiyoruz.
Epikriz nedir?
Epikriz, hastanın tedavisinin özetidir. Diyaliz hastası için bu özet çok önemli bilgiler taşır. Seans süresi, kullanılan filtrenin tipi, kuru ağırlık, kan sulandırıcı dozu, diyaliz sıvısının içindeki potasyum ve kalsiyum miktarı, kullanılan ilaçlar ve son tahlil sonuçları burada yazar. Bu bilgilerin her biri, önceki hekimin hastayı aylarca, bazen yıllarca izleyerek verdiği kararların sonucudur. Kuru ağırlık mesela, hastanın seanslarda nasıl tolere ettiği, tansiyonu, ödemi ve kalbi değerlendirilerek zaman içinde bulunur.
Yeni hekim neden epikrizin dışına çıkmaz?
Çünkü hastayı henüz tanımaz. Yeni hekimin elinde birkaç sayfalık bir özet ve o gün karşısında duran bir hasta vardır. Hastanın kalbinin seansta nasıl davrandığını, tansiyonunun ne zaman düştüğünü, potasyumunun hangi değerlerde seyrettiğini henüz görmemiştir. Bu durumda yapılabilecek en güvenli şey, hastanın bugüne kadar iyi tolere ettiği tedaviyi sürdürmektir.
Diyalizde küçük görünen değişikliklerin büyük sonuçları olabilir. Önerilenden fazla su çekmek, seans ortasında tansiyonun aniden düşmesine, kramplara, bayılmaya, kalbin zorlanmasına yol açabilir. Bunu Seansta Tansiyon Düşmesi yazımızda anlattık. Diyaliz sıvısındaki potasyumu değiştirmek, kalpte ritim bozukluğuna neden olabilir. Kan sulandırıcı dozunu artırmak kanama riskini yükseltir. Sizi tanıyan bir hekim bu kararları güvenle verebilir. Sizi ilk kez gören bir hekim için ise aynı kararlar karanlıkta adım atmak gibidir.
Bu ilgisizlik değil, korumadır
Hekimlikte çok eski bir ilke vardır: önce zarar verme. Hekimin işi cesaret göstermek için risk almak değildir. Hastayı gereksiz riskten korumaktır. Bir hekimin “önceki tedaviyle devam edelim, hastayı tanıyalım, sonra gerekirse değiştirelim” demesi, hastayla ilgilenmediğini değil, hastanın hayatını ciddiye aldığını gösterir.
Yeni hekim hastayı birkaç seans izler. Seans boyunca tansiyonuna, ne kadar su çekildiğine ve hastanın bunu nasıl tolere ettiğine bakar. Tahlilleri gelir. Hastayı tanıdıkça tedaviyi adım adım düzenler. Değişiklikler böyle yapılır, bir seansta değil.
Sizin bildiğiniz bir şey varsa
Hasta yakınları çoğu zaman hekimin bilmediği şeyleri bilir. Hastanın son günlerde nasıl olduğunu, evde ölçülen tansiyonları, başka bir hastanede yakın zamanda yapılan bir tedaviyi. Bunları hekime anlatın, varsa belgelerini gösterin. İyi bir hekim bu bilgileri dinler ve kararına katar. Ama karar, sorumluluğu üstlenen hekime aittir. Hekim, hasta yakınının istediği bir tedaviyi kendi tıbbi kanaatine aykırıysa uygulamaz. Uygulamamalıdır da. O tedavinin sonucundan hasta yakını değil, hekim sorumludur. En önemlisi, bedelini hasta öder.
Güvenmiyorsanız
Bazen hekime güvenmezsiniz. Bu olabilir. Bu durumda hastanızı güvendiğiniz bir hekime, güvendiğiniz bir merkeze götürmek sizin hakkınızdır. Hekim size bunu söylediğinde sizi kapı dışarı etmiyordur. Size seçme hakkınız olduğunu hatırlatıyordur. Aynı şekilde, “hastanızda bir kötüleşme olursa hemen acil servise götürün” demek de hastayı başından savmak değil, hastanın güvenliği için yol göstermektir. Merkez değiştirmeyi Başka Bir Merkezde Diyaliz yazımızda, haklarınızı ve başvuru yollarını da Diyalizde Hasta Hakları yazımızda ayrıntılı anlattık.
Korku anlaşılır, ama doğru yere yönelmeli
Sevdiğiniz biri hasta olduğunda korkmanız, kızmanız, bir şey yapılsın istemeniz çok insani. O korku bazen hekime öfke olarak yönelir. Oysa hekim ve hasta yakını aynı tarafta durur. İkisinin de istediği hastanın iyi olmasıdır. Sorularınızı sorun, bildiklerinizi anlatın, hekimin gerekçesini dinleyin. Çoğu zaman o gerekçeyi duyduğunuzda içiniz rahatlayacaktır.
Diyalizde iyi tedavi, acele edilen tedavi değildir. Hastayı tanıyarak, adım adım kurulan tedavidir.
