Diyaliz ünitesinde en sık duyduğum sorulardan biri şu: "Hocam, ben listede kaçıncıyım?" Cevap çoğu zaman beklenen gibi olmuyor. Çünkü Türkiye'deki organ bekleme listesi bir bilet kuyruğu gibi işlemiyor. Sırada sabit bir numaran yok. Her organ çıktığında yeniden hesaplanan bir puanın var.

Bu yazıda sistemi baştan sona anlatayım: listeye nasıl girilir, bir böbrek çıktığında kime gider, beklerken senin elinde neler var.

Rakamlarla Tablo

Sağlık Bakanlığı verilerine göre Ekim 2025 itibarıyla Türkiye'de 32.936 kişi organ nakli bekliyor. Bunların 25.651'i böbrek hastası. Karaciğer bekleyen 2.504, kalp bekleyen 1.540 kişi var.

2024'te 3.468 böbrek nakli yapıldı. Bunların 3.121'i canlı vericiden, yalnızca 347'si kadavradan. Yani Türkiye'de böbrek naklinin yaklaşık onda dokuzu bir eşin, kardeşin ya da yakının verdiği böbrekle oluyor. Canlı vericili nakilde dünyanın en önde gelen ülkelerinden biriyiz. Beyin ölümü sonrası bağışta ise hâlâ çok gerideyiz.

Bu tablo bize şunu söylüyor: kadavradan böbrek beklemek uzun bir yol. Sistemi iyi tanımak, o yolda doğru adımları atmak demek.

Sistemin Arkasında Kim Var?

Her şey Sağlık Bakanlığı'na bağlı Ulusal Koordinasyon Merkezi'nde toplanıyor. Bu merkez günün 24 saati çalışıyor ve bekleyen her hastanın kaydını tutuyor. Altında dokuz bölge koordinasyon merkezi var: Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Antalya, Adana, Samsun, Erzurum ve Diyarbakır.

Hastanelerdeki organ nakli koordinatörleri, yoğun bakımda beyin ölümü gerçekleşen ve ailesi bağışa onay veren her vakayı bölge merkezine bildiriyor. Bütün kayıtlar Türkiye Organ ve Doku Bilgi Sistemi (TODS) denen tek bir elektronik sistemde tutuluyor. Yönetmelik bu konuda net: bu sistemde kaydı olmayan bir hastaya kadavradan organ verilemez. Canlı vericiden nakil bile bu kayıt olmadan yapılamıyor.

Listeye Nasıl Girilir?

Listeye seni diyaliz merkezin değil, bir organ nakli merkezi kaydeder. İlk adım, nakil yapan bir hastaneye başvurup oradaki koordinatörle görüşmek.

Ardından bir hazırlık süreci başlıyor. Kan grubun, hepatit testlerin, akciğer filmin, EKG'n, kalp ekon ve karın ultrasonun isteniyor. Nefroloji muayenesinden sonra gerekirse kardiyoloji, enfeksiyon, üroloji ya da kadın doğum gibi bölümlerden görüş alınıyor. Amaç basit: ameliyatı ve sonrasında ömür boyu kullanacağın bağışıklık baskılayıcı ilaçları güvenle taşıyabilecek misin, bunu görmek.

Dosyan nakil konseyinde değerlendiriliyor. Uygun bulunursan doku tiplemen (HLA) ve PRA denen antikor testin yapılıyor, sonra Ulusal Bekleme Listesi'ne kaydın açılıyor.

Burada sık atlanan iki ayrıntı var. Birincisi, aynı anda yalnızca bir nakil merkezine kayıtlı olabilirsin. Merkez değiştirmek istersen Bakanlığa dilekçe vermen gerekiyor. İkincisi, diyalize başladığın tarihi gösteren belge çok önemli, çünkü diyalizde geçirdiğin süre puanına doğrudan yansıyor. Bu belgeyi nakil merkezine mutlaka teslim et.

Bir Böbrek Çıktığında Ne Oluyor?

Diyelim ki bir hastanede beyin ölümü gerçekleşti ve aile bağışa evet dedi. Koordinatör durumu bölge merkezine bildiriyor, bilgiler Ulusal Koordinasyon Merkezi'ne ulaşıyor ve sistem bekleme listesindeki hastaları o böbreğe göre puanlıyor. Bu puanlamada belirleyici olan birkaç şey var.

Kan grubu: Kadavra böbrek kural olarak aynı kan grubundaki alıcıya gidiyor. Bu yüzden 0 grubu hastalar genellikle daha uzun bekliyor.

Doku uyumu: Vericiyle aranızdaki HLA uyumu ne kadar yüksekse puanın o kadar artıyor. Tam uyumlu bir hasta varsa böbrek doğrudan ona gidiyor.

Diyaliz süresi: Diyalizde geçirdiğin her ay puanına ekleniyor. Uzun süredir bekleyen hasta zamanla öne geçiyor.

Yaş: Çocuklar sistemde öncelikli. Büyüme ve gelişme çağında diyalizden en çok zarar görenler onlar.

Coğrafya: Böbrek önce çıktığı merkezde, sonra kendi bölgesinde, orada uygun alıcı yoksa ülke genelinde değerlendiriliyor. Böbrek zamana karşı yarışıyor, yakın olmak ciddi bir avantaj.

Diyalizle artık tedavi edilemeyecek durumdaki hastalar için ayrıca bir acil kategori var. Bu durum bilim kurulunun onayıyla belirleniyor.

"Gece Telefon Geldi Ama Nakil Olmadım"

Bunu yaşayan çok hasta tanıyorum ve hayal kırıklığı büyük oluyor. Oysa sistem böyle çalışıyor. Bir böbrek çıktığında genellikle puanı en yüksek üç dört hasta birden çağrılıyor. Son anda yapılan çapraz karşılaştırma testi (crossmatch) uyumsuz çıkabiliyor. Çağrılan hastalardan biri o gün ateşli ya da enfeksiyonlu olabiliyor. Böbrek beklemeye dayanmaz, çıkarıldıktan sonra olabildiğince çabuk takılması gerekir. Bu yüzden yedekli çalışılıyor.

Çağrılıp nakil olmadın diye listeden düşmüyorsun. Tam tersine, telefonun çalması puan sıralamasında üst sıralarda olduğunu gösteriyor.

Beklerken Senin Elinde Olanlar

Telefonun her zaman açık olsun. Numaran ya da adresin değiştiyse nakil merkezine hemen bildir. Bilgilerinin en az altı ayda bir güncellenmesi gerekiyor. Bunu merkez yapıyor ama takibini sen de yap.

Kendini nakle hazır tut. Diyaliz seanslarını aksatma, sıvı ve potasyum kısıtlamana uy, aşılarını tamamla. Bir enfeksiyon, kontrolsüz tansiyon ya da yeni ortaya çıkan bir kalp sorunu, nakle uygunluğunu geçici olarak askıya alabilir.

Kan naklinden mümkün olduğunca kaçınılması gerektiğini bil. Her transfüzyon vücudunda yeni antikorların oluşmasına yol açabilir. Bu da ileride uyumlu böbrek bulmayı zorlaştırır. Kansızlık tedavini diyaliz hekiminle düzenli konuş.

Ve en önemlisi: canlı verici seçeneğini konuşmaktan çekinme. En az iki yıldır birlikte yaşadığın eşin ya da dördüncü dereceye kadar kan veya kayın hısımın verici olabilir. Akraba olmayan biri için il etik komisyonunun onayı gerekiyor. Vericin var ama kan grubu ya da doku uyumu tutmuyorsa çapraz nakil seçeneği var: senin vericin başka bir hastaya, onun vericisi sana böbrek veriyor.

Diyalize hiç girmeden nakil olmak da mümkün. Böbrek fonksiyonların azalıyorsa ve canlı vericin varsa, diyaliz başlamadan nakil merkezine başvurmak en iyi sonuçları veren yol.

Sana Özel Not

Bekleme listesi bir şans oyunu değil, kuralları belli bir sistem. Kuralları bilmek beklemeyi kısaltmaz ama seni hazırlıksız yakalanmaktan korur.

Bir de şunu söylemeden geçemem: kadavradan bağış artmadıkça bu liste kısalmayacak. e-Devlet üzerinden ya da bir sağlık kuruluşuna giderek organ bağışçısı olabilirsin. Daha da önemlisi, bu kararını ailene söyle. Çünkü o an geldiğinde son sözü onlar söylüyor.