"Kendimi iyi hissediyorum, ilacı bıraktım." Böbrek hastalığıyla gelen hastalardan en çok duyduğum cümlelerden biri bu. Yüksek tansiyonun en tehlikeli tarafı da tam burada: çoğu zaman hiçbir şey hissettirmez. Baş ağrısı, ense ağrısı herkeste olmaz. Tansiyon yıllarca yüksek seyreder, kişi bunu ancak hasar oluştuktan sonra öğrenir.
Türkiye'de böbrek yetmezliğine götüren nedenler arasında yüksek tansiyon, diyabetten sonra ikinci sırada geliyor.
Tansiyon böbreğe ne yapar?
Böbrekler, kanı süzen milyonlarca minik süzgeçten oluşur. Bu süzgeçlerin her biri ince kılcal damarlardan yapılmıştır. Kan basıncı sürekli yüksek olduğunda bu ince damarlar her gün fazladan zorlanır. Zamanla duvarları kalınlaşır, sertleşir, süzgeçler birer birer iş göremez hale gelir. Tıpta buna hipertansif nefropati diyoruz.
İşin kötüsü bir kısır döngü var. Böbrekler hasar gördükçe tansiyonu düzenleme yetenekleri de azalır, tansiyon daha da yükselir. Yüksek tansiyon böbreği bozar, bozulan böbrek tansiyonu yükseltir.
İlacı neden bırakmamalısınız?
Tansiyon ilacı bir tedavi kürü değil, her gün ödenen bir koruma bedelidir. İlacı bıraktığınızda tansiyon günler içinde eski seviyesine döner, böbrekler de kaldığı yerden yorulmaya devam eder.
Sık duyduğum gerekçeler şunlar: "İlaca alışırım", "böbreğime zarar verir", "tansiyonum normal çıktı, demek ki iyileştim". Tansiyonunuz normal çıkıyorsa bunun sebebi büyük ihtimalle ilacın işini yapmasıdır.
Bazı tansiyon ilaçları, özellikle ACE inhibitörleri ve ARB grubu, böbreği tansiyonu düşürmenin ötesinde de korur. İdrarda protein kaçağı olan hastalarda bu koruma daha da önemlidir. Bu ilaçlara başlandıktan sonraki ilk haftalarda tahlilde kreatinin biraz yükselebilir. Bu çoğu zaman beklenen bir durumdur ve doktorunuz bunu kontrol eder. Bu yüzden ilacı kendi kendinize bırakmayın, tahlil sonucunu doktorunuzla birlikte değerlendirin.
Yan etki yaşıyorsanız, örneğin kuru öksürük, ayak bileğinde şişlik ya da baş dönmesi, ilacı bırakmak yerine doktorunuza söyleyin. Tansiyon ilaçlarının birçok seçeneği var, size uyan bulunur.
Hedef kaç olmalı?
Böbrek hastalarının çoğu için hedef, büyük tansiyonun 130'un altında, küçük tansiyonun da 80 olmasıdır. Bazı hastalarda hedef daha da düşük tutulur. Size özel hedefi doktorunuz belirler, ama bilmeniz gereken şu: "14'e 9 benim için normal" diye bir şey yok.
Evde tansiyon ölçerken
Muayenehanede ölçülen tek bir değer çoğu zaman yanıltıcıdır. Evde düzenli ölçüm çok daha değerlidir.
Ölçümden önce beş dakika sakin oturun. Son yarım saat içinde çay, kahve, sigara olmasın. Sırtınız desteklensin, ayaklarınız yere bassın, kolunuz kalp hizasında masaya dayansın. Sabah ve akşam ölçün, sonuçları bir deftere ya da telefonunuza yazın. Bir sonraki kontrolde bu kayıtları yanınızda getirin.
Tuz ve ağrı kesici
Tuz, tansiyonun en yakın dostudur. Türkiye'de tuz tüketimi önerilen miktarın çok üzerinde. Yemeğe masada tuz eklemeyi bırakmak, turşu, salamura, hazır çorba ve paketli gıdaları azaltmak tansiyonu ilaç kadar olmasa da belirgin şekilde düşürür.
Ağrı kesicilere de dikkat edin. Reçetesiz alınan bazı ağrı kesiciler hem tansiyonu yükseltir hem de böbreğe doğrudan zarar verir. Sık ağrı kesici kullanıyorsanız doktorunuza mutlaka söyleyin.
Son söz
Tansiyon ilacı, böbreklerinize her sabah attığınız küçük bir imzadır. Kendinizi iyi hissettiğiniz için bırakmayın, kendinizi iyi hissetmeye devam edebilmek için kullanın.
