Diyaliz ünitesinde hastalarımız sürekli gözümüzün önünde. Yıllar içinde insan, tansiyonu ya da şekeri düşmek üzere olan hastayı çoğu zaman o daha bir şey söylemeden fark etmeyi öğreniyor. Seans sırasında tansiyon düşmesi diyalizde en sık karşılaştığımız sorunlardan biri. İyi tarafı şu: çoğu zaman önceden haber veriyor ve erken yakalanınca kolayca düzeliyor.
Vücudunuz önceden haber verir
Tansiyon düşecekse önce bir gerinme oluyor. Ardından hasta sık sık esnemeye başlıyor. Sonra bakışlar sabitleşiyor; konuşurken gözü bir noktaya takılı kalıyor.
Bunlara bazen bulantı, terleme, baş dönmesi, gözlerin kararması ya da bacaklarda kramp eşlik ediyor. Bazı hastalar sadece "bir tuhaf oldum" diyor. O tuhaflığı ciddiye alıyoruz, siz de alın.
Seansta ne yapıyoruz?
Diyaliz makinesi seans boyunca kanınızdan fazla sıvıyı çeker. Buna ultrafiltrasyon, kısaca UF diyoruz. Tansiyon düşmeye başladığında ilk yaptığımız şey makinenin UF profilini durdurmak, yani sıvı çekmeyi bir süre kesmek. Aynı anda hastayı düz yatırıp bacaklarını kaldırıyoruz. Böylece bacaklardaki kan kalbe ve beyne doğru yöneliyor.
Erken yakaladıysak bu manevra çoğu zaman yeterli oluyor. 10-15 dakika sıvı çekmeden devam ediyoruz, tansiyon toparlanınca normal diyalize dönüyoruz.
Tablo daha derinse diyalize ara veriyor ve damardan sıvı desteği yapıyoruz.
En sık sebep: iki seans arasında alınan kilo
Hastalarıma hep aynı şeyi söylüyorum: seansta tansiyon düşmesinin en sık nedeni, iki diyaliz arasında alınan kilonun fazla olması.
Seanslar arasında aldığınız kilonun neredeyse tamamı vücudunuzda biriken sudur. O suyun bir sonraki seansta, birkaç saat içinde çekilmesi gerekir. Ne kadar çok kiloyla gelirseniz makinenin saatte çektiği sıvı o kadar artar. Saatte 1 litrenin üzerine çıktığında dokulardaki sıvı damarlara geri dolmaya yetişemez ve tansiyon düşer.
Bu yüzden iki diyaliz arasında en fazla 3-3,5 kiloyla gelmenizi öneriyorum. Bu sınırda kalan hastalarım seansta kendilerini çok daha rahat hissediyor.
Sıvıyı azaltmanın en etkili yolu tuzu azaltmaktır. Tuzlu yedikçe susarsınız, susadıkça içersiniz. Susuzlukla nasıl baş edeceğinizi ayrı bir yazıda anlatacağız.
Seans günü tansiyon ilacı
Kendi hastalarıma diyalize gelirken o gün kullandıkları tansiyon ilacını almamalarını söylüyorum. Çünkü seansta hem çekilen sıvı hem de ilacın etkisi birleşince tansiyon kolayca düşüyor.
Burada önemli bir ayrım var: bu, ilacı bırakmak değil. Seans günü hangi ilacın hangi saatte alınacağı hastadan hastaya değişir ve bu kararı hekiminiz size özel verir. Bazı ilaçlar kalbi korumak için de kullanılır ve atlanmaması gerekebilir. Kendi başınıza hiçbir ilacı bırakmayın ya da atlamayın; önce diyaliz hekiminize sorun. Tansiyon ilaçlarının neden düzenli kullanılması gerektiğini "Tansiyon İlacını Neden Bırakmamalısınız?" yazımızda anlattık.
Başka neler tansiyonu düşürür?
Seansta yemek yemek. Yemekten sonra kanın bir kısmı sindirim sistemine yönelir, bu da tansiyonu düşürebilir. Seans sırasında ağır yemekten kaçının.
Kuru ağırlığın gerçeğin altında kalması. Kuru ağırlık, vücudunuzda fazla sıvı yokken olmanız gereken kilodur. Son zamanlarda kilo verdiyseniz ya da iştahınız değiştiyse hekiminize söyleyin, hedefin yeniden ayarlanması gerekebilir.
Kansızlık ve kalp sorunları da seansta tansiyonun daha kolay düşmesine yol açabilir. Bunları düzenli tahlillerinizle birlikte takip ediyoruz.
Bunları hissederseniz hemen söyleyin
Seans sırasında gerinme, art arda esneme, baş dönmesi, bulantı, terleme, gözlerde kararma, kramp ya da "bir tuhaf oldum" hissi yaşarsanız hemşirenize hemen söyleyin. Utanmayın, geçer diye beklemeyin. Ne kadar erken söylerseniz müdahale o kadar kısa ve kolay olur.
Göğüs ağrısı ya da nefes darlığı her zaman acildir; hiç beklemeden haber verin.
Seans bittikten sonra da hemen ayağa fırlamayın. Bir süre oturun, sonra yavaşça kalkın.
Seansta tansiyon düşmesi korkutucu olabilir ama çoğu zaman önlenebilir. Siz iki seans arasındaki kilonuzu takip edin, seansta da biz sizi takip edelim.
