Hastalarıma potasyumu anlatırken hep aynı cümleyle başlarım: potasyum masum değildir. Adı muzla, meyveyle, sağlıklı beslenmeyle birlikte anılan, kulağa sevimli gelen bir mineral. Sağlıklı biri için gerçekten de öyle. Böbrekleri çalışmayan biri için ise hikâye değişiyor.
Böbrek çalışmayınca potasyum nereye gidiyor?
Normalde yediğimiz potasyumun fazlasını böbrekler süzer ve idrarla atar. Kandaki seviye dar bir aralıkta tutulur, biz farkına bile varmayız. Böbrekler iflas edince bu denge bozuluyor. Fazla potasyum dışarı atılamıyor, vücutta kalıyor.
Vücuttaki potasyumun büyük kısmı kas hücrelerinin içinde durur. Kasların kasılıp gevşemesini sağlayan o küçük elektrik akımı büyük ölçüde potasyuma bağlıdır. Kandaki potasyum yükseldiğinde bu elektrik düzeni bozulmaya başlar. İlk akla kol ve bacak kasları gelebilir ama asıl mesele başka yerde. Kalp de bir kas, hem de vücudun en çok çalışan kası.
Kalp neden tehlikede?
Kalp her atışını bir elektrik sinyaliyle yapar. Kanda potasyum fazla yükselirse bu sinyal bozulur, ritim düzensizleşir. En kötü durumda kalp durabilir. Halk arasında "kalp krizi" dediğimiz damar tıkanmasından farklı bir şey bu, ama en az onun kadar tehlikeli.
İşin can sıkıcı yanı, potasyum yükselmesi çoğu zaman sessiz ilerler. Hasta kendini iyi hissedebilir. Bazen beden önceden işaret verir: kaslarda güçsüzlük, bacaklarda ağırlık, ağız çevresinde ya da ellerde uyuşma, çarpıntı. Bunlardan biri varsa bir sonraki seansı beklemeyin, diyaliz merkezinizi arayın ya da acile gidin.
İki seans arasındaki uzun araya ayrıca dikkat edin. Çoğu hasta için bu hafta sonudur. Cuma seansından pazartesiye kadar potasyum en çok birikir, üstelik misafirlikler ve kalabalık sofralar da genellikle hafta sonuna denk gelir.
Yazın asıl tuzak meyveler
En çok sıkıntıyı yaz aylarında yaşıyorum. Tezgâhlar kayısıyla, şeftaliyle, kavunla, erikle dolunca seans öncesi tahliller de yükseliyor. Neredeyse her yaz meyvesinde bolca potasyum var. "Meyve sağlıklıdır" düşüncesi burada tuzağa dönüşüyor. Bir kâse kayısı sağlıklı birine vitamin olur, diyaliz hastasına yük.
Bu meyveleri hayatınızdan çıkarın demiyorum. Porsiyonu küçük tutun, günde bir küçük porsiyonla yetinin, aynı gün farklı meyveleri üst üste yemeyin. Elma ve armut görece daha az potasyum içerir, yine ölçülü olmak şartıyla.
Kuru meyveler ayrı bir paragrafı hak ediyor. Kuru kayısı, kuru incir, hurma, üzüm kurusu... Meyvenin suyu gitmiş, potasyumu yerinde kalmış. Bir avuç kuru kayısı, bir kâse tazesinden çok daha fazla potasyum taşır. Kış akşamlarının çerez tabağı masum görünür ama değildir.
Kışın da sebzeler ve salata
Yazın meyve varsa kışın sebze var. Salata malzemeleri ve yeşil yapraklılar potasyumdan zengindir: ıspanak, pazı, semizotu, roka, maydanoz. Bir de çoğu kişinin aklına gelmeyen domates. Kırmızı ve sulu, ama potasyumu yüksek. Salça ve domates sosu konsantre olduğu için daha da fazlasını içerir.
Patates ve kuru baklagiller de, yani nohut, kuru fasulye, mercimek, listenin üst sıralarında. Türk mutfağının temel taşları oldukları için bunları tamamen bırakmak gerçekçi değil. Burada nasıl pişirdiğiniz fark yaratıyor, aşağıda anlatacağım.
Muz efsanesi
Potasyum deyince herkesin aklına muz geliyor. Muzda gerçekten çok potasyum var, uzak durmak doğru. Ama muzu yasaklayıp çerez tabağına, domates salatasına, fırın patatese rahatça uzanırsanız hiçbir şey kazanmamış olursunuz. Muz yalnızca en bilinen örnek, tek suçlu değil.
Mutfakta potasyumu azaltmanın yolları
Potasyum suda çözünür ve bunu lehinize kullanabilirsiniz. Patates, havuç gibi sebzeleri soyup küçük parçalara doğrayın, birkaç saat bol ılık suda bekletin, arada suyunu değiştirin. Sonra bol suda haşlayın ve haşlama suyunu dökün. Bu yöntem potasyumu sıfırlamaz ama belirgin şekilde azaltır. Haşlama suyunu çorbaya ya da pilava katmayın, potasyum o suyun içinde.
Marketlerde "az sodyumlu" ya da "diyet tuz" diye satılan tuzların çoğunda sodyum yerine potasyum bulunur. Tansiyonunuz için iyi bir şey yaptığınızı düşünürken farkında olmadan potasyum yükleyebilirsiniz. Etikete bakın, "potasyum klorür" yazıyorsa kullanmayın.
Kabızlık da potasyumu yükseltebilir. Böbrekler çalışmadığında potasyumun bir kısmını barsaklar atar, barsak yavaşlarsa bu yol da tıkanır.
Bazı tansiyon ve kalp ilaçları da potasyumu yükseltebilir. Yine de ilacınızı kendi kendinize bırakmayın. Tahlilleriniz yüksek geliyorsa doktorunuzla konuşun.
Yasak değil, ölçü
Bu yazıyı okuyup "artık hiçbir şey yiyemem" diye düşünmenizi istemem. Diyalizde beslenme bir yasaklar listesi değil, bir ölçü işi. Hangi besinin ne taşıdığını bilirseniz sofradan kalkmak zorunda kalmazsınız. Aylık tahlilinizde potasyumunuza bakın. Yüksek geldiyse son haftayı düşünün: ne yediniz, ne kadar yediniz?
Aklınıza takılan bir şey olursa diyaliz ekibinize sorun. O sorunun cevabı hepimizin işi.
