Diyalizde beni en çok zorlayan konu fosfor. Diyetisyenimizle birlikte hastalarımızla bu konuda sürekli çalışıyoruz. Zorluğun sebebi şu: fosfor çoğu zaman en masum sandığımız yiyeceklerin içinde saklanıyor.

Kısıtlı yemek, az yemek değildir

Hastalarımız bazen kısıtlı yemekle az yemeği birbirine karıştırıyor. "Ben hiçbir şey yemiyorum, sadece çorba içiyorum" diyen hastama "ne çorbası?" diye soruyorum. Cevap çoğu zaman aynı: mercimek çorbası. Oysa mercimek, kuru fasulye, nohut gibi baklagiller fosfor açısından zengindir.

Az yemek çözüm değil. Diyaliz hastasının kasını ve gücünü koruyabilmesi için yeterli protein alması gerekir. Amaç aç kalmak değil, doğru yiyeceği doğru miktarda seçmek. Neyi ne kadar yiyebileceğinizi diyetisyeninizle birlikte planlayın.

Fosfor nerede saklanır?

Genç hastalarımda en çok zorlandığım şey dışarıda cips ve kola tüketmeleri. Kola ve benzeri koyu renkli gazlı içeceklere fosforik asit eklenir. Paketli atıştırmalıkların çoğunda da tuz ve katkı maddesi olarak fosfor bulunur.

Yaşı ilerlemiş, kendine dikkat eden hastalarım ise "sadece kahvaltılıklarla yaşıyorum" diye yemin ediyor. Yedikleri peynir, zeytin, domates. Ama peynir çeşitleri ve kahvaltılık soslar hesaba katılmıyor. Özellikle üçgen peynir, krem peynir, eritme peynir gibi işlenmiş peynirler ve hazır kahvaltılık kremalar, sürülebilsin diye eklenen fosfat tuzları içerir.

Paketli bir ürün alırken etiketine bakın. İçindekiler kısmında E338, E339, E340, E341, E450, E451 ya da E452 görürseniz, bu ürüne fosfat eklenmiş demektir. Katkı maddesi olarak eklenen fosfor, doğal gıdalardaki fosfordan çok daha kolay emilir.

Fosfor ilacı ne zaman alınır?

Hastalarıma "fosfor ilacını neden içmiyorsun?" diye sorduğumda "içiyoruz" diyorlar. Doğru söylüyorlar. Ama en büyük hata, ilacı tansiyon ya da şeker ilacı gibi belirli bir saate bağlayıp içmeleri.

Fosfor bağlayıcı ilaçlar, bağırsakta yediğiniz yemekteki fosforu yakalayıp emilmeden dışarı atılmasını sağlar. Midede yemek yoksa bağlayacak fosfor da yoktur. Yemekten bağımsız içtiğinizde ilaç işe yaramaz. Kalsiyum içeren bağlayıcılar bu durumda sadece kanınızdaki kalsiyumu yükseltir ve midenizi rahatsız eder.

Kural basit: fosfor ilacınızı yemekle birlikte alın. Hangi öğünde ve kaç tane alacağınızı hekiminiz söyler. Ara öğünde fosforlu bir şey yiyorsanız ne yapmanız gerektiğini de sorun.

Benim tek ama en önemli tüyom şu: dışarıda bile olsanız haplarınızı kullanın ve yanınızda sürekli taşıyın. Dışarıda yenen yemek, hapın en çok gerektiği yemektir.

Fosfor yüksek kalırsa ne olur?

Hastalarıma şaka yollu "fosforun yüksek kalırsa karanlıkta fosforlu kalem gibi parlayacaksın" diyorum. Şaka bir yana, bir yerde gerçekten parlar: fosfor yüksek seyrettikçe damarlarda kireçlenme olur ve bu kireçlenme röntgende parlak çizgiler halinde görünür.

İş önce kendini kaşıntıyla gösterir. Sonra kemiklerdeki kalsiyum-fosfor dengesi bozulur ve kemikler zayıflar. Bir süre sonra da damarlar esnekliğini kaybedip sertleşir. Sert damar, yorulan bir kalp demektir.

Bunların hiçbiri bir günde olmaz, ama sessizce ilerler. Aylık tahlillerinizdeki fosfor değerinizi bilin ve hekiminize sorun.

Fosfor zor bir konu, yalnız değilsiniz. Doğru yiyecek, doğru zamanda alınan ilaç ve cebinizde duran birkaç hap. Gerisini diyetisyeninizle ve bizimle birlikte halledelim.